yazmayalı ne çok olmuş..
en son yazdığıma bakınca..
artık yazmasam daha iyi.
yazmayalı ne çok olmuş..
en son yazdığıma bakınca..
artık yazmasam daha iyi.
olur, *muş.. |
||||||||||||
|
||||||||||||
pires geri dönmüş, bunu bayramlarla kutlayalım..
ama bir ara..
şimdi değil: )
Hiç kanadı olmamıştı. Hiç melek de olmamıştı belki. Belki Tuhaflık Meleğiydi..
Tuhaflık Meleği dörttü. O kaçtı peki?! Dört yüzünden dört gün almıştı. Yani dört ayrı yüzünden dört gününü almıştı.
Dört günlüktü daha.
Melek olmadığından beri dört günlüktü. Melek olduğu son gün-dört yüz yıllık bir zaman dilimi kapanıyordu-melek zorunlu organ nakli gereği kanatlarını Harun’un küçük sevgilisine vermişti. Kanat dikici Harun dikmişti onları.
O ise dört günlüktü artık. Omuzlarındaki dört yüz yıllık kanatları alınınca hafiflemişti. Genelde kanatsızlar Araf’a giderdi. Hiçbir şey olurlardı. Araf’ta sıkışan ruhları izler içlerinde meleklik programına dair bir şeyler kalmışsa konukları ağırlarlardı.
Ama bizim Poetik Tuhaflık Meleği özentisi eski Meleğimiz-iyisi mi biz ona kısaca Melek diyelim-Yeni Melek bir nevi., Araf’a gitmedi.
Sandalda Araf’a ilk geldiği günü anımsadı. Sonra halesinin ve kanatlarının verilişini..
Şimdi baktı bulut aynadaki yansımasına, Onlar ‘yalan zamanlar’dı demek dedi.
Bulut konuşmadı pek tabii, bu insanların konuşmadığı telepatik bir ütopik öyküydü çünkü.
Ya da belki ..Öyle değildi..
Melek, Şeytan’ın Baş Yardımcısına aşık olunca kanatlarının alınacağının farkındaydı, nasılını bilememişti ama..
SEVGİLİ, ‘bütün zehirleri *aşk şarabına* koymaya gelmişti’ ve koymuştu. Dört yüz yıldır uyumayan Melek’i uyutmuştu.
O ‘kırılmamış olan son kalbi de kırmaya gelmişti’ ve kırmıştı.Meleğin beyaz kalbi kan içindeydi işte..
Uyandığında kanatları yoktu artık, yolunmuştu.
Ve hatta insana benziyordu artık.
Kesin olan şuydu;
‘ Artık melek değildi.’
uyanma dedi bir ses vega dinlerken içimden enderun’ a special thanks derken;
ya da hiç uyanma
uykuya doyamanın verdiği rahatsızlıkla kimseye saldırma
‘kes, hött, zört’le bir yerlere gitme.
yanına alacağın kelimelere dikkat et
dedi bir ses.
sesin sahibini tanıyamadım bir an
ya pek yakın ya pek uzaktı öyleyse
ortalamadakiler hep hatırlanırdı çünkü
ama emir kipiyle konuştuğu için pek de dinlemeyecektim onu
bu sabahların bir anlamı olmalı?!
zorunda mı..
anlamsızlığımda kaybolmuşken ve henüz kimseye rastlayamamışken anlam yüklenmek zorunda mı sabahlar, sabahlara anlam yüklemek zorunda mıyım?
yanlış soru..
data base imizde yer almaz, boşuna sorma, yorma, en nirvana ya ulaşacak insan bozması gibi davran ve hızla kaç olay mahalinden.
geri gelme dedi o ses.
tanıyamadım yine
oysa akılcı, akıcı konuşmuştu yine..
….peki ya bu sabahların anlamı yoksa ve hiç olmamışsa.
daha dörttüm anlamazdım belki.
bir power puff kızı kadar su baloncuğuydum.
o kadar mavi değildi gözüm.
o kadar mavi hiç değildi dünya.
o kadar büyük değildi gözüm
o kadar büyük müydü dünya..
büyüktü ve zaten ben bu gezegenden değildim.
bu sabah bir umut var mı içimde
yok yok, yoktur ne umudu..
ya da belkii…
-şşş,kapa çeneni, al beynini de git hatta, rahatsızlık verme kalıcı..
pekii james madem öyle istedin..
maskeler karalamaz, beyazlatır açar.
rengi aynı kalmaz.
renkli gerçekler için maskesiz negatiflik deterjanı tercih edilir.
hem beyne zararsızdır hem gerçekleri aynı renkte tutar.
olaya direksiyonal bakış açısıyla bakarsam ki sınavı geçtim bakarım bakarım.bakamam sanana çemkiririm.
;
Debriyaj ve frene aynı anda basmalı ki gerçek maskesiz kalsın ve yapılmazsa sanırım ani duruşlarda arkadan vurulur beyne..
yazık olur güzelim küçük beyinlere.
maskeye her şekilde karşıyım, balosu hariç…
derim ya çelişkilerle doluyum, hayalperestim ya da hayalpirestim, yanlış gerçekler peşinde çok çocuğum daha..
daha dört yaşındayım bu dünya bana büyük hem gerçeklerle yüzleşmek hem düşler içinde yüzmek istiyorum.
ben ne istediğimi bilmiyorum. tek bildiğim budur sanırım.
herşeyi biliyorum ya da onu hiç bilmiyorum.
bilinmezliğin ortasında ironiler cumhuriyetindeyim bolilog un..
bugün tavuğu şişe koymuşlar
tavuğu şişlemişler ne suç işlediyse:S
yemesi de zor
tavuk şişlerden çıkıp gelse, ıslak mendil daha küçük olur böylece masraf azalırdı
halbuki böyleyken mendil de büyük
hem tavuğun şiş işkencesini bitirmeye çalışırken bıçak ve çatal yardımıyla tabak sabit durmuyor
bu da altı yapışkanlı ya da mıknatıslı tabak ihtiyacı doğuruyor
…:S
ineklerle geri döneceğim..
…..döndüm çabucak
‘cow parade’ istanbul u sardı, inekleri de tonlara boyadı.
ali vatansever inekleri ‘tual’ olarak görür, pek de iyi yapar hatta..
ineklere inek figürü de çizilmeliydi, çizen görürseniz fikir ona ait değil bilin diye söylüyorum.
neden inek diyorsanız en sevilen hayvan inekmiş de ondan. neden dediniz duydum ben; köpekten, kediden korkan olabilir pak tabii, kuş derseniz ya da at.. bilemeyeceğim.
konudaki görüşüm şudur; şıklarda at, kuş vs. yoktu.
o zaman anket şıklıydı. İnek neden sevilir derseniz süt, vs. kaynağı derim
Milka ineği vardır bir de; mor inek olmaz ki derseniz kundakçı paşa gibi derim ki boyanır olur, ki boyanıyor.
Kimisi aa inek cidden şirin hayvan diyebilir.
Kendilerine acilen bir inekle iletişime geçmelerini tavsiye ederim.
Kuzutepe Kamp Okulu, Pres Dağı’nın yüksek yerlerinde kalmadan önce kamp evinde toplanırlar.
Kamp okulu, 1 hafta için Pres Dağı’nın en yüksek tepesinde kalacaklardır. Kamp lideri Zafer, küçük kulübe yapmak için öğrencilerine talimat verir. Zafer, Özlem-Hande ve Utku-Erdinç gruplarını çağırır. Onlara kasabaya inip kulübe için odun parçaları almalarını ister.
Kuzutepe Kamp Okulu, Pres Dağı’nın yüksek yerlerinde kalmadan önce kamp evinde toplanırlar.
Kamp okulu, 1 hafta için Pres Dağı’nın en yüksek tepesinde kalacaklardır. Kamp lideri Zafer, küçük kulübe yapmak için öğrencilerine talimat verir. Zafer, Özlem-Hande ve Utku-Erdinç gruplarını çağırır. Onlara kasabaya inip kulübe için odun parçaları almalarını ister.
Zafer, odunları tarttığında Utku-Erdinç ikilisinin odunları 2 kilogram ağır gelir. Daha önce tartmalarına rağmen nasıl daha ağır gelir?
Cevap: Utku-Erdinç, odunları yağmurun altında bırakırlar. Suyu emen odunlar yaklaşık 8 kilogram daha ağır gelmiştir.
admaniac
compli:
o sebular gibi ince kadınlar şimdi
zabitlerin koynunda doğu cephelerinde
gereğinden fazla nazik insanları hiç sevmemişimdir, bazen kendimi de sevmem hatta
ama yeter incelip kopmadan kalınlaşmayı öğrendik.
admaniac:
incelikler yuzunden kalın kafalı olmayı başaran insanlar ustun insanlardır.
sağ gösterip sol vuranlardır kanımca…
compli:
zamanında pek darbe almış olabilirler bu kişiler paranoyak, inceliksiz yaşayamayan, ilgi bağımlısı insanlardan
onun için bir vazgeçiş ve hatta inceliksizlik adı altında kaçıştır bu.
o yüzden artık sağ gösterip ya da hiç göstermeyip sol kroşeyi indiriverirler karnın en ince yerine, hatta zarsız noktalara.
böyle olmak bir öğretiydi, öğrenildi!
admaniac:
Öğretileri iğreti olmuştu.
sağ ve sol loplarını inceltmişlerdi
zaman içerinde beyin cimnastiği yapmışlardı body cimnastik yerine
ruhlarını da incelttiler
inceldikçe bedenleri ve akılları düşüordu pantolonlarından
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Jan | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 | 31 | ||