Haziran, 2007 için arşiv

30
Jun
07

Ey Gece!

 ‘ey gece kapını üstüme kapat’….demiş Oktay Akbal!Gece!haydi kapat kapını..O kadar üşüyeyim ki..titreyeyim ama yine de alma beni içeriye,sakın yapma!yüz bulmayayım astarını ise hiç istemeyeyim yüzüm olmasın;yalnız,çekirdek kabuğu gibi kalayım.Evcil hayvan satılan yerlerde kaderi uğursuzluk olan kara kediler gibi,onlardan hem korkan hem özdeşleşenler gibi kalayım tek başıma..Tüm dilek kiplerimi koru ben yokken,bir adam gelir isterse cümlelerimi sakın verme gece!..Işığınla gözünü kamaştır ve aç kapını promosyon gecesi ver ona ki sormasın beni,seni,ikimizi..Ey gece emir kiplerimi bağışla bir de ama işte bir ‘gece yolcusu’yum ben de..emir kiplerimi cebime koyarım olur.ama sen de gel gece.sabahla yolculuk yapacağız yine..…..Dar alanda passız,hep yerinde bilinçle oturdum,kıstırdım kendimi ilk fırsatta,benim kendime yaptığımı bir de gece yaptı işte..terk edilişlerimi yüzüme yüzüme vurdu,yalandan yüzüm kızarmışken hatırlattı yalan söylediğimi..Gece işte sözüm ona eşrefin geliş saatleri,sözüm ona yazı saatleri sözüm ona okurun saatleri..Ama hain sanki,iyileştirici gücünü göstermeden bazen aynayı tutuveriyor gözüme aydınlık gabarime fazla olan ışık gözümü alıyor.O yüzden güneşin doğmalarına karşıyım ya..Uykuda bir ömür harcasam bazen derim ya..Rüyaların çıkmazlarına süreceğim arabamı B sınıfı ehliyetimle..bazen derim keşke sürmeseydim.hiç gerçek bir şey yapmasaydım.suçlayacak bir şeyim olmasaydı..Geceden yana mıyım hala bilemem ya,bildiğim bir şeyler göz önündedir.Bildiğim kaybolmak istediğimdir!

29
Jun
07

Füruzan-parasız yatılı

Günlerdir yıkanmamış bulaşıkları görmeliyim,kendimi görmeliyim,suskuyu bekliyorum,ona hazırım.Okul şarkılarını getirin,çocukların ilk saçlarını,kedileri,yoluk köpekleri.Susuuuuun  Nedir bu susan?Susku dolu bir evrene susku dolu bir savaş.İlkyazları odaya koyun,ölüm onlarla barınamaz gider.Ölüme inanmıyoruz ki ondan korkalım efendim.Ama bir korktuğumuz olmalı;ihtiyarlıktan,çirkinleşmekten korkuyoruz.

28
Jun
07

İlhami’nin Solacettin Hali..

Küllerimden doğarken İstiklal caddesinde,sigaramın dumanının dans edişine takıldı gözlerim.Başlıksız bir karalamanın huzuru gibi belki de daha çok Türk kahvesinin telvesinde saklı bir giz gibi stil ikonlarını düşünmeme sebebiyet veren bu dans-ı duman;mutlaka okunması gereken ‘önemli değişiklikler’ isimli kitabımın aslında ne kadar da ‘canı istemiş,kendisi için yazmış’ türünde bir çalışma olduğu gerçeğini görmemi sağladı.
An itibariyle ne dinlesem diye düşünürken is-tav-rit ten gelen müzik sesi düşünmeme gerek kalmadığını müjdeledi.Oturdum ilk gördüğüm müsait bir yere ve ens evdiğim sanat müziği şarkısını dinlemeye koyuldum.Susmayı tercih ettiğim anlardan biri olması sebebiyle,bugün İstanbul’un ne kadar da bilim-kurgu romanlarından fırlamış gibi olduğunu düşündüm içimden.Daha yazasım olmasına rağmen yazı içinde değerlendirilesi başlık kalmamasından kelli Bursa’ya giden ilk otobüsle Resimli bar’ da ki karaoke gecesine katıldım.Meğer ‘resimli’ kelimesi fotoğraf anlamında kullanılmış..Sağlık olsun.

by solace…

26
Jun
07

Etikaa’dan masallar 1..

asfaltların eridiği bir yaz günüydü.yer hayvanları ekmeğin üstüne erimiş çikolata yermiş gibi bu durumdan çok memnunlardı kenarda köşede gün ışığına ulaşmaya çalışan yeşillikler, gün gördüklerine pişman bir şekilde havada az orandaki nemi kapmaya çalışıyorlardı göllerdeki kurbağalar suyun yüzeyindeki nilüferlere hasretle bakıyor ama buharlaşan suyun yüzeyde bıraktığı ısıyla yaklaşmamaları gerektiklerini biliyorlardı içlerinden maniotaki diye diğerlerin çok genç ama kendine göre çok bilge bir kurbağa varmış.dış görünüş olarak dier kurbağalara benzerlikler gösterse de bütün diğer kurbağalar da o da bunun tamamen doğru olmadığını bilirlermiş.yaşlılar uzaktan bakıp maniotaki’nin hareketlerini tasvip etmediklerini gözleri ve dilleriyle belli ederlermiş.gençler onun özgürlüğüne imrenmenin yanında gelen çekememezlikle ona pek yanaşmazlarmış maniotaki’nin hayalleri genişmiş.. herkes kendi gölünde kendi halinden memnunken o diğer gölleri diğer kurbağaları merak edermiş.annesinin ve babasının ona daha iri bir başken anlattığı kurbağa prens hikayesiyle çoook küçükken başlamış bu ilgi.eğer herhangi bir kurbağa tek bir olayın etkisiyle tamamen başka bir şeye dönüşebiliyorsa başka göllerde tanıştığı insanlar ve yolda yaşadıkları kim bilir onun üzerinde ne tür değişiklere neden olacaktı bütün gelişim süreci boyunca bunun hayalini annesi ve babası çerçevesinde dizginlemeye çalışırken maniotaki bu çok sıcak, göl buharlaştıran günde etrafında yüzen onamasız bakışları ve yeni yetme iribaşları terk edip yüzeye çıkmaya karar vermiş.derisinin yakan güneşin altında nilüferle zaman harcamayıp direkt kıyıya çıkmaya karar vermiş.acemilere yardım eden kurbağa tanrısı şansıyla maniotaki onu ölüme sürükleyebilecek güney kıyısı yerine kuzey kıyısına çıkmayı başarmış. çalıların ve buğday saplarının gölgesine çıktığını fark edince ne kadar iyi yüzücü ve yön bulucu olduğunu düşünüp böbürlenmiş. artık istediği her yere kendi içinden geldiği yolu izleyerek varabileceğine inanmış ve yolculuğuna başlayacak gücü toplayıp daha evvel klonundan hiç bir kurbağanın gitmeye cesaret edemediği çalıların arasına hoplayarak dalmış………….Der eti ve arkası yarın diye ekler ben nasılsa uyumuşumdur.

24
Jun
07

..Lazımdı var mı?

uzun yazılar yazayım istedim.hala da isterim ya yazıyı bitirmeye yetecek kadar sabır satın almalıyım önce.nereden alınır var mı bilen?kimden alınır var mı tanıyan?sahibinden satılık sabır lazım bana..
sadece ilhami gelir çünkü gelmese de ‘ben beklerim illa gelir’.işte sabrım olsa..
sahibinden satılık sabır avındayım şimdi..
bedeli neyse öderim..dert etmeyin..
bana köşesi yırtık osa da bir top sabır lazım sayın manifaturacı var mı
hııı yok mu peki..
bakkal amca helva malzemelerin var ya bana da sabır lazım satar mısın
anladım pekii yok yok sağlık olsun..
sabır lazım bana
gökkuşağını kaybetmem gerek hayalimde sabır lazım
verir misiniz rica etsem sizinkinden bir tutam?

22
Jun
07

Ajan olmak zor zanaat

Nedense csi lık ruhumun orta yerine çökmüş en Yalın şarkısı kadar çok hem de.Csi miami ymiş yok efendim 52 ymiş 53 müş olmadan önceleri tabii bu durum araştırıcı ‘gözlemelik’ti..

Csi geldi mertlik bozuldu hepimiz namert in en ‘na’sı olduk.Farkındayım,farkındasınız muhtemelen.Bu duruma sevimli adlar da takmadık değil örneklendirmek gerekirse ki gerekmese de örneklendireceğim özgür iradem var yazarım efendim değil mi ama?!

Bu durumun literatürdeki adına da utanmadan ‘pişti’lik denilmiş.ğ si bol hitaplar edilmiş,Csi lik ruhumuzda var ama gelin görün hatta bir zahmet bakın ki yazmaktayım.Çocukluğuma inmek isteyene derim ki inecek bir yer yok yeterince yukarıdayım ben.

Konuya dönmemi bekliyorsunuz pek haklı olarak,en büyük isteğimiz de dönmesi öyle zor ki.Ajan olmak zor zanaat demiştim,bir kere kişiyi iyi tanımalı daha doğrusu empati yeteneğniz fevkalade olmalı,olmadı tahmin yeteneğiniz efendim bir Sherlock Holmes bir Hercule Poirot kadar olmalı aynı zamanda bir Arsene Lupen kurnazlığında olmalısınız Sharon Stone zekanızdan bahsetmiyorum bile farkındaysanız..

Ya öyle bakın şimdi,ne zor görüyor musunuz anlatmadım bile ayrıca anlatmam Csi lık öğrenilmez,hıh derim usulca toza sırra karışırım..

Bulana ödülüm yok..

22
Jun
07

Karanlık Ruhlar

Yaşarken karanlık olan ruhlar ölümü dilerler!Pek çoğu can alır ya kendisininkini ya tanıdığı,tanımadığı,uzak,yakın,kadın erkek fark etmez birininkini!
Yaşarken karanlık olan ruhlarbazen sandıkları kadar şanssız değildirler ama bunun farkında da değildirler.Herkesinki kadar büyük olsa da sorunları,herkesinki kadar küçük olsa da yaşamları farklı sanırlar kendilerini,en güçlü kederler onların,en hatırlanmayan isimler kendilerininki sanırlar!
Yaşarken karanlık olan ruhlar çoğu kez kimseye bulaşmadan,kimsenin hayatına değmeden yaşarlar.İzole ve steril olan bu hayat onların tercihidir.Ama insanlar onları fark etmedikçe bu fark etmeyiş kendi tercihlerinin doğrudan sonucu olmasına rağmen üzülürler,belki ağlarlar belki öfkelerini kontrol edememenin acısını çekerler!Beyinleri bu tercihin aslında onlara ait olduğu gerçeğini silmiştir ya da kaydetmeye değer bulmamıştır.
Yaşarken karanlık olan ruhlar karanlılıklarının nedenini seratonine bağlarlar çikolata ve çilekle geçer sanırlar ama başaramazlar karanlılıkları kroniktir çünkü!
Kronik karanlıklarıyla ve ilgi isteyen ama ilgiyi kabul edemeyen kronik kırılganlıklarıyla yaşamaya alışır zalimleşirler.
Ölümü çağırış nedenleri mi?!Belki gerçekten ölmek istemeleri;her sonun başlngıç olduğuna inanmaları,karanlık ruhlarının aydınlığa kavuşacaklarını ummaları,belki kaybedecek bir şeyleri kalmaması,belki daha fazla kaybetmek istememeleri,belki bilinmeyeni merak etmeleri…
Ölümü çağırış nedenleri mi?!Bu kez başkaları için…Belki olmak istediği kişiden kurtulmak ,hiçbir şey kaybetmemiş olanların yanında kazanamayacak olduğunu bilip onu oyunun dışına çıkarmak içi..,belki isteyerek belki istemeyerek
Bir sürü belki…Sebep bazen ortada bazen iyice kazılsa bile çıkamayacak kadar derinde…Bazen bir belki bile yok
Yaşarken uzak olan ruhlar insanlara uzak.ölüm fikrine yakın.Çoğu sesiz,şikayet bile etmeden her şeyi kabullenmiş artık çığlık atsa da kimse onu duymayacak gibi….

22
Jun
07

Yolculuk mu bu..

El yazımı okumakta zorlanıp bu ‘kuş’ mudur,’boş’mudur diyeceğim bir yazıya başlamak için gerekli tüm hazırlıklar yapılmış;klima sesi,midemin bulantısı,vızıldayan1otobüs,gözümü özenle rahatsız eden kör olasıca güneş(o beni kör etmeye niyetli madem,beddua hak etmekte)pencere yanı bir koltuk(cam değil evet,cam bir malzeme adı)karşımdaki koltukta kimse olmadığından yayılıp uzank(erdük sözüdür uzanıra yazmak anlamında kullanılır,aslı uzanıktır lakin böylesi kulağıma hoş gelmekte)pozisyonda oturmak-uzanmak için asgari bacak mesafesi.

Görüldüğü üzere gerekli gereksiz,özellikle gereksiz her şey mevcut,an itibariyle eklenen baş ağrısı da tuz ekili psikolojiye biberi de ekmiş bulunmakta .

Başlamak için her şey mevcut.Yanımda oturmakta olan,’lütfen telefonlarınızı kapatın.’cümleli ,tek cümle dağarcıklı kızın varlığı fazla.7 li 6 lı e li otobüscüğü  tam altmış beş dakika beklemiş olmak sabır taşlarımın çoğunluğunu düşürüp ezdiğinden bu minik susmasını kuvvetle ve  pek içten dilediğim kız için kötü niyetlerim olmaya başladı.

Virajlardan geçer iken aldı da bir bulantı adını koyabileceğim bu yazımtırak cümleler topluluğuna başlamayı,başlamadan bitirmeyi planlıyorum.

Sanırım çokça saçmalıyorum.

Küçük kız annesiyle yukarı çıktı.Bir rahatladım anlatırım bir ara.yazılma hızıyla senkronize olmuyor bu yaşananlar mesela küçük kız yukarı çıkalı on dakika olmuş olmalı.Hayal kırıklığı yaşamaktasınız değil mi olsun ben de mimari açıdan gözümü rahatsız eden kaç bina gördüm ne olmuş?!

Artık bana göre uzun yazılar mı yazmaktayım bildim,bilemedim diyeceğimi sanmanız ise sandığınız gibi güldürmedi beni.

Otobüs beklerken merdivenlerde otururken tanıştığım kız;çapraz solumda oturuyor.Otobüsün en arka sağ köşesinde oturmaktayım ben de.Baş ağrım geçti an itibariyle.Sevinir gibi oldum.Tanıştığım ama tabii ki adını sormadığım kız yarın ÖSS YE girecekmiş.’aa’dyerek uyduruk kandırıkçı efectle süsledim suratımı. ‘lise kaç’ dedi,garipseyerek ‘üniversite’dedim.’hadi ya,hangi okul’ dedi.’mimar sinan’dedim.’oo hangi bölüm’dedi.’mimarlık’dedim ve en sevdiğim soru geld.iç mi dış mı?dış mimarlık diye bir şey olmadığını söyledim en sevimli halimle.bir süre daha mırıldandıktan sonra karşılıklı,beyazlar içindeki babetleri ayaklarını vuran kız gülümseyerek vedalaştıktan sonra gitti.

Bunlar sırasında yazmaya hala başlayamamış olduğumdan ötürü canım sıkıldı,başlamaya karar verdim.verdim de bakalım kararla olacak mıydı..

Ulubatlı durağında otobüsümüzü-nasıl da benimsedim hemen-bir teyzecan şenlendirdi.Gülümseyince gülümsemek zorunda hissettim.’senin ne güzel gözlerin var’deyince cümle kurmamaya karalı olduğumdan yine gülümsedim.

‘telefonlarınızı kapatınız’diye çemkiren ibareye rağmen zölem e ya da erdük e bir mesaj püskürtesim geldi.Erteledim.midemin bulantısı artıp kalemim de ‘tükeniyorum ben’deyince yazıya başlamayıp uyumaya karar verdim..

muhtemelen sızmadan önce birini mesajla rahatsız edeceğimdir.

çalıştım ama başlayamadım görüyorsunuz..

not: bir de başlasaydın ne olacaktı diyene iki çift lafım var ‘iyi bir şey olacaktı’

…..

21
Jun
07

Gelişler Ola!

Pek mi karanlık şurası.

oraya uzanayım ben tüm çevrimlerle dışındaki içlerle