Eylül, 2007 için arşiv

27
Sep
07

Melek

Hiç kanadı olmamıştı. Hiç melek de olmamıştı belki. Belki Tuhaflık Meleğiydi..
Tuhaflık Meleği dörttü. O kaçtı peki?! Dört yüzünden dört gün almıştı. Yani dört ayrı yüzünden dört gününü almıştı.
Dört günlüktü daha.
Melek olmadığından beri dört günlüktü. Melek olduğu son gün-dört yüz yıllık bir zaman dilimi kapanıyordu-melek zorunlu organ nakli gereği kanatlarını Harun’un küçük sevgilisine vermişti. Kanat dikici Harun dikmişti onları.
O ise dört günlüktü artık. Omuzlarındaki dört yüz yıllık kanatları alınınca hafiflemişti. Genelde kanatsızlar Araf’a giderdi. Hiçbir şey olurlardı. Araf’ta sıkışan ruhları izler içlerinde meleklik programına dair bir şeyler kalmışsa konukları ağırlarlardı.
Ama bizim Poetik Tuhaflık Meleği özentisi eski Meleğimiz-iyisi mi biz ona kısaca Melek diyelim-Yeni Melek bir nevi., Araf’a gitmedi.
Sandalda Araf’a ilk geldiği günü anımsadı. Sonra halesinin ve kanatlarının verilişini..
Şimdi baktı bulut aynadaki yansımasına, Onlar ‘yalan zamanlar’dı demek dedi.
Bulut konuşmadı pek tabii, bu insanların konuşmadığı telepatik bir ütopik öyküydü çünkü.
Ya da belki ..Öyle değildi..

Melek, Şeytan’ın Baş Yardımcısına aşık olunca kanatlarının alınacağının farkındaydı, nasılını bilememişti ama..
SEVGİLİ, ‘bütün zehirleri *aşk şarabına* koymaya gelmişti’ ve koymuştu. Dört yüz yıldır uyumayan Melek’i uyutmuştu.
O ‘kırılmamış olan son kalbi de kırmaya gelmişti’ ve kırmıştı.Meleğin beyaz kalbi kan içindeydi işte..
Uyandığında kanatları yoktu artık, yolunmuştu.
Ve hatta insana benziyordu artık.
Kesin olan şuydu;
‘ Artık melek değildi.’

01
Sep
07

sabahların anlamı

uyanma dedi bir ses vega dinlerken içimden enderun’ a special thanks derken;
ya da hiç uyanma
uykuya doyamanın verdiği rahatsızlıkla kimseye saldırma
‘kes, hött, zört’le bir yerlere gitme.
yanına alacağın kelimelere dikkat et

dedi bir ses.

sesin sahibini tanıyamadım bir an

ya pek yakın ya pek uzaktı öyleyse

ortalamadakiler hep hatırlanırdı çünkü

ama emir kipiyle konuştuğu için pek de dinlemeyecektim onu

bu sabahların bir anlamı olmalı?!

zorunda mı..

anlamsızlığımda kaybolmuşken ve henüz kimseye rastlayamamışken anlam yüklenmek zorunda mı sabahlar, sabahlara anlam yüklemek zorunda mıyım?

yanlış soru..

data base imizde yer almaz, boşuna sorma, yorma, en nirvana ya ulaşacak insan bozması gibi davran ve hızla kaç olay mahalinden.

geri gelme dedi o ses.

tanıyamadım yine

oysa akılcı, akıcı konuşmuştu yine..

….peki ya bu sabahların anlamı yoksa ve hiç olmamışsa.
daha dörttüm anlamazdım belki.
bir power puff kızı kadar su baloncuğuydum.
o kadar mavi değildi gözüm.
o kadar mavi hiç değildi dünya.
o kadar büyük değildi gözüm
o kadar büyük müydü dünya..
büyüktü ve zaten ben bu gezegenden değildim.
bu sabah bir umut var mı içimde
yok yok, yoktur ne umudu..

ya da belkii…

-şşş,kapa çeneni, al beynini de git hatta, rahatsızlık verme kalıcı..

pekii james madem öyle istedin..