13
Sep
09

Serçe

Değersizlik içinde uyanıyorum bu sabah,öyle yarım.. Bir virgülden çıkmış gibiyim, o kadar eksik.

Yürüyorum sonra, kayıtlara geçen bir sessizlik içinde. Üç nokta kader miymiş bakıyorum. O kadar sessizleşiyor ki yürüdüğüm patika, ormanın ünlemini duyuyorum. Onun için seviniyorum, hala çığlık atabiliyorsa yaşıyor diyorum, boşveriyorum

Paragraf başına geçiyorum usulca, iki noktamı üst üste koyuyorum. Bir serçe geliyor ayak ucuma.. Serçe demiş ki diyorum, alıntı yapıyorum, ruhu duymuyor, alınıyorum…

 

Serçeyi seviyorum, o gidiyor, ağlıyorum, metin içindedeğil parantez içinde harcıyorum göz yaşlarımı. Konuşmuyorum, kopkoyu bir fon arıyorum içine kıvrılıp uyuyabileceğim.. Kimse farketmesin.. Bulamıyorum.

Beyaz, çizgisiz sayfalı defterin sağ üst köşesindeki tarihe gidiyorum, arkadaşlık ediyorum. ‘de, ki, mi’ yi ayrı yazanları görüyorum, el sallıyorum, görmüyorlar, boşveriyorum..

 

Mürekkep dökülüyor deftere, sayfayı kurtarmak için önüne atlıyorum,içinde boğuluyorum, daha ölemiyorum.. Noktanın gölgesini görüyorum, biliyorum artık ölüyorum. Sayfa üzerime kapanıyor, susuyorum. Defter, sayfanın üzerine kapanıyor, eziliyorum. Sayfa bana değdikçe virgül kanıyor biliyorum..

Günler sonra biri, deftere etiket yapıştırıyor, adını yazıyor büyük harflerle..

Ben artık yokum biliyorum..

Yıllar sonra, defterin arasına bir gül bırakıyor biri, ne ben ne serçe var artık, görüyorlar..


0 Yanıt, “Serçe”



  1. Henüz Yorum Yok

Yorum Yapın