Tarafından compli

‘Ey alınyazısı uzmanı

Suretlerle doldurursun yazını’ 

Alınyazısı; alna yazılan bir yazı mevcutsa, ön cepheden bakıldığında kader yaşamımızı doğrudan algılıyorsa

1)      Üç boyutluluğa ne gerek vardı

2)      Yaşam için uğraşmaya hiç gerek yok muydu?

3)      Tüm yapmak istenilenlerden önceki korkular bizi neden öldürürdü?

Bu üçünü istedim ancak kimse beni ciddiye almadı.

Sonra Cemal Süreyya’yı düşündüm. Acaba yazarken neyi kast etmişti ya da kasıtlı mıydı, kaleminden kaçmış olamaz mıydı?

‘Ya da’ ile başlayan sorumu kendime çemkirerek geçiştirdim. Alınyazısı uzmanının kader olduğunu varsaydım ya da varsaymak istedim. Girişte söze balıklama atladığıma göre varsaymayı çok istemişim sanırım.

‘Suretlerle doldurursun yazını’ demiş sonra. Kendi el yazısından okurken kafa yormazken çok güzeldi. Ama kafa yorunca şiire uzaklığımı yeniden anladım.

Olasılıklarıma çabucak koşarsanız anlarsınız..

‘Yazını?’ yaz-ını mı dedim en son olasılığımda; beynim mütemadiyen en kısa kökü aradığından mevsim düşünmekten bir hoh çekercesine mutlu oldu. Ancak’ ya zını’yı düşündüğümde ‘business class’ saçmaladığıma emin oldum. Yazı-nı geldi aklıma; kader yazılar yazıyor alna, suretlerden bahsediyor, okuyor bol kepçe dedim içimden birden öyle gelince..

Ya yazın-ı ?Kader sanki yazıncılarsa..Kulağıma en hoş geleni de bu oldu pek tabii. Kabul etmenin akışına bıraktım kendimi.

Sonrasında bazen her şey çözülmüş olmasa dedim.. Csi lık ruhuma işlemişti ama beynimi ele geçirememişti henüz bunu fark ettim.

Ya da belki Cemal Süreyya’ya taraflı bakıyordu ve ajanlığından vazgeçiyordu bu paranoyak kişi.

Belki tek bildiği Cemal Süreyya ’yı sorgulamaksızın, yazılarıyla ‘mut(suz)’ olmaya hazır olduğuydu..

Not: şiirden,edebiyattan anlamam, söz Süreyyalistlerindir. Hatta kundakçı paşa nındır ilk önce..


4 Yanıt, “Anlamam..”


  1. 1 boleroz
    Ağustos 1, 2007, 6:51 pm üzerinde

    “2) Yaşam için uğraşmaya hiç gerek yok muydu?”

    Tüm bu soruları sormak, mütemadiyen sorgulamak içindi belki de herbişey. Söz konusu alınyazısı gerçekten varsa bile, bunu kabullenip ve hatta bunun arkasına saklanıp, sorgusuz sualsiz yaşamamak için. Tüm o suretlerin var olma sebebi yalnızca bu belki: Sorguya teşvik.

    Belki de bu cevap, o üç sorunun hiçbirine uymuyor. Ya da problemde “verilenler”, “istenenler”i vermeye yeterli değil belki. “Belki”ler arasında kayboldum belki;

    ‘Belki de en güzeli böyle…’

  2. 2 xguilty
    Ağustos 5, 2007, 12:55 am üzerinde

    1) Üç boyutluluğa ne gerek vardı
    Bence dünyamız açısından gayet gerekli : D Bilmem anlatabildim mi. Bu soruyu daha irdelemiyorum.

    2) Yaşam için uğraşmaya hiç gerek yok muydu?

    Yaşam için uğraşmaya hiç gerek yok. Değeceğini düşünmüyorsan tabi.
    Hayatındaki herşeye değer verirken hiçbirşeye değer vermiyorsan uğraşmaya gerek olmadığını anlayabilirsin kanımca.. Alın yazısı bakımından bakarsak ben buna pek inanmıyorum. Mutlak bir gelecek yoktur çünkü. Olmamalıdır. Herkes kendi alınyazısını kendisi yazar. Zira kimse kendi seçimi olmadığı bişey için yargılanamaz..

    3) Tüm yapmak istenilenlerden önceki korkular bizi neden öldürürdü?

    Ben, ben anlamadım… Bu üçüncü soruyu biraz düşüneyim..

    “Sonrasında bazen her şey çözülmüş olmasa dedim.. ” demişsin. Aslında herşey çözük geldi. Yani en başında çözüktü. Ama biz kendimizi daha da şahlandırmak, gaza getirmek için kolay şeyleri zorlaştırıp çözermiş gibi yaptık. Böylece en zor şeyleri yaşamış, çözmüş olduk. Aslında kendi kuyruğumuzu kovalıyorduk..

    “Belki tek bildiği Cemal Süreyya ’yı sorgulamaksızın, yazılarıyla ‘mut(suz)’ olmaya hazır olduğuydu..”

    Her ne kadar eskiden senin gibi düşünsem de artık tam tersinin gerçek olduğuna inanıyorum. Yazmadan önce nasıl yazacağını düşünmek, o iskeleti oluşturmak, sonra yazmak dünyanın en güzel anları. Hele biraz içtiysen, aklında “o”nun saçları varsa dünyanın en büyük mutlususundur. Ancak kendimizi neyin mutlu ettiğini bilirsek kendimize katlanabiliriz..

    Yazın için çok teşekkürler Compili haanım. Gizli kundakçıpaşa ibaresini görmedim sanma. Benden kaçmaz..

    NOT: Bilmeyen arkadaşlar için ufak bir açıklama yapayım.. Cemal Süreyya’nın soyadındaki “y” harflerinden biri, girdiği bir iddiayı kaybetmesi sonucu düşmüştür. Onun adı artık “Cemal Süreya”dır.. Bunu Hande zaten biliyordu. Ben size söyledim!

  3. 3 xguilty
    Ağustos 5, 2007, 1:14 am üzerinde

    “Tüm bu soruları sormak, mütemadiyen sorgulamak içindi belki de herbişey. Söz konusu alınyazısı gerçekten varsa bile, bunu kabullenip ve hatta bunun arkasına saklanıp, sorgusuz sualsiz yaşamamak için.” bu aslında toplumsal bir sapkın düşünce. Kolaya kaçma. Bu insanların sırtına vura vura, silahların gölgesinde kabul ettirildi itaatkarlık ve sorgulamama.. Sorgulamak düşünmek ister. Sıkıntı ister. Düz yazı kadar bile düz olamayan insanlarımız kendi başına karar bile almaktan korkarken tabi ki yaşantısının her anına “kader, alınyazısı” kelimelerini kondurur ve işin içinden çıktığını sanar.. Hiç bir zaman da farkında olmaz.
    Hayat kocaman bir sinema olmuştur onlar için..

    İşte bu noktada iki tür insanın varlığı ortaya çıkar
    1)İzleyiciler
    2)Yönetmenler

    E hangisinin hangisi olduğunu da bana söyletmeyin artık!

    ‘Belki de en güzeli böyle/boile/boliye/boliyle…’

  4. 4 compli
    Ağustos 5, 2007, 8:46 am üzerinde

    yorum editlemekte üstüme olmazdı ama yapmadım!
    Hande ‘y’ nin kaybolduğunu bilirdi ama nedenini bilmezdi.


Yorum Yapın