Herşey bir şeyi hatırlatır ama herşey aslında hiç bir şey..
Bunu yeni fark etmedim,öğreneli de çok oldu ya yazasım şimdi gelmiş belli..
Starbuck ‘ın karşısında yazıyorum,fiziken karşımda değil ya,onlarca şarkı beni dinamik çağrışımlara ittiğinden onu almışım karşıma,gözlerimle ortaladığım ekranın içinden bana bakmakta bazen.
Artık o devinimsel ekranın içindekiler de beni izliyor bence.Bu ya Truman show ya 1984psikolojisi ya da kirli bilinçaltımın örtemeyip bana ittiği yuvarlak paranoyalar..
Bir siyah beyaz bir renkli Paris Hilton şarkısı gibi belki senin için mükemmelimdir diyesim var da bunu beni arayana değil,konuşmayana,kıpırdamayana öylesine bakana diyesim var.
Hep biliyordum ki beni arayan bulamaz çünkü kuyruklarına bastığım tilkilerin kürkçü
dükkanlarını kapattırmışımdır.’Rüyalara kapalıdır.’mührünü basıp Göksel sesiyle sakinleşip
hikayemi bulmaya koyulmuşumdur..
Aşığım ya ondandır saçmalamalarım..
Geç gelmişim çok,erken gitmişsin çok,huyum değildir geç kalışlar
Koca okul hayatımda geç kağıdı almışlığım yok.Kendimi,hayatı,saati ayarlarım ben,ayarlardım ya mümkün olsaydın eğer.
Siyah kazaklı fotoğrafına her baktığımda sen de etkileyici bakarsın ya ruhum duyuverir,’Aşka,zevke duyduğun zaman,huzur bulduğun zaman gel’demek isterim.İçime ata ata çatlayacağım be adam canlı insan tepkilerine muhtacım.O kadar baktım ki sana çoktan yanı başımda olmalıydın.Geldin mi hiç?hayır!Gelecek misin?Sanmazsın
Umut vermedin hiç,konuşmadın bile.Ben hayallerden bir ruh yaptım,seni sardım,sarmaladım.
Serzeniyorum ya aldırma gerçekçiliğimdendir.Senkronize bir anda bulsaydım seni susardım,refleks haline geldim muhalifliğimi çiğnerdim,susardım..
Bakardın ki akmış gitmiş muhalifliğim.Bakardın ve anlardın ki öyle bir akmak istemişim ki ruhuna bana göre akışkan bir ruh olmuşum ,sana göreyse aşık
Bilmiyorum James ne olacağım bilmiyorum.
Piştiğlerin de paşaların da bildiği üzere seni sevdiğim gibi kimseye sevmeyecek, gerçek olmanı beklediğim gibi hiçbir şeyi ummayacağım..
Sana yazıyorsam neden Türkçe mi ben İngilizce ütopyalara düşmanım be James..
Ama sensiz dünyaya aşina olduğum kadar hatta daha çok düşmanım be James.
Sondur sözümdür..
Neden öldün James,ben daha gelmeden neden çoktan gitmiştin..
Not: JAMES DEAN ‘e ithaf edilmiştir..
11 Yanıt, “Kopyalar”
Yorum Yapın
Ara
| M | T | W | T | F | S | S |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Sep | ||||||
| 1 | ||||||
| 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 |
| 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 |
| 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 |
| 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 |
| 30 | ||||||
dilek şartla,istekle geçirmesem anlarımı,saatlerce susabilme yetisindeyim ben James
hiç belli etmem ya…
ağla ağla geçmez diye ağlayamıyorum ya göz yaşlarım kurursa ve bu kadar gerçek hale getirmişken seni ya bir daha ölürsen..
olmuyor olmuyor sensiz olmuyor James
aklımı alıp kaçışlarım hep senden James..
yüzümü en yakın iplere asıp bakışlarım ruhumun acıyışı,kafamın kopuşu hep senden..
ama sebebi sensen eğer ne gelirse gelsin be James
seni düşünmediğim gün öldüğüm gündür
en hatırlanmayan rüyalarda kaldım ben, en son ne zaman gökkuşağındaydım bilmem, bilemem.
Hafızamın yapıtaşı olan sen her daim aklımdasın,her bilincim açıkken gördüğüm gündüz düşlerimde..
gün düşümsün benim,güneşim değil.güneşin parlaklığına karşıyım ben,güneşin yüzüme vurmadığı saatlerimsin sen..hep kaçan
seni bir gece rüyamda görsem en sevdiğim fotoğrafın gibi siyah beyaz mı olursun..
sen de mi beşiktaşlısın,bilmesen de öylesin bak,yakışmış sana siyah-beyaz
yakışmış mı bana beyaz..
aynadaki travmatik boşluğuma göz diktim
boşlukları doldurmak hastalığım ya
o boşluğu da seçeyim sen de hasta ol,doldur istedim
istedim ya yapar mısın bilmem
o da senin nezaketin..
güneş görmesem de olur
aynı zaman dilimlerinin hastası,günün geçtiğini belirten güneşlerin düşmanıyım..
dear james..
yok yok
pek ’sevgili’,sevgili denilesi james..
yine anadilimde yazıyorum evet böylesi daha iyi
do you speak english dediğin an yes diyeceğim zaten
korkma!
yine sen bu satırları okuyamazken yazıyorum
piştiğğ olmanı umarak
biliyorsun öyleyse her şeyi
anlattım hep
yazıldı çoktan
en iyi yazılar yazıldıysa benim burada işim ne değil mi
sesimi duymasan da okumasan da hissedeceğini ummak
ve ‘bir mukavele’ demeni beklemek
ben bu mektubu çevirip gönderirim de..
gerek yok
…………….evet evet üçüncü baskı
göz bebeklerinin hareketsiz olduğunu görmediğimden
inanasım yok yokluğuna
hep varsın ya
dünyan
yerden yüksekliğin
fark etmez
ettirmem bana..
sitem yok söz yok
laf olur laf ederler
ben senin için konuşmam
konuşsam da
iç sesimin baskınlaştığı anlardır o anlar
ben hep çekinik mi kalayım istersin yoksa…
“Sana yazıyorsam neden Türkçe mi ben İngilizce ütopyalara düşmanım be James..”
Bravo! Dalga geçmiyorum çok güzel cümle çok beğendim. Ne? Niye dalga geçmiyorum mu dedim? Hayır esta piti piti hep dalga geçmiyorum o nasıl söz? Beğendim be işte… Ben de buradan Meg’ime sesleneyim en hicazkarından “Meg, Meg, Meg… O kadar…”
“Not: JAMES DEAN ‘e ithaf edilmiştir..”
Hadi ya! Cidden mi? (Heh şimdi dalga geçiyorum hem de alenen, ayan beyan, açık açık. Dalgakıranlara mı geleyim? Bence hayır. Üf Zafeeeer Üf Üf Zafeeeeer! adlı Hepsi parçasıyla coşalım o halde hepbir)
ithaflarda meg ryan la patates kızartmalı şarkılar efeniimm
saadet temennilerimle..
dalga boylarını ölçeeceğim ben
‘arka fon’da james posteri ile fotomun çekildiği gün atıldı belki de piştiselliğin temelleri kim bilir. ben robert’ıma bu kadar güzel seslenemem şahsen. ama kıskanır mıyım hâşâ bilakis saygı ve bilimum benzeri bişiler duyarım. ve teşekkürü borç bilirim kelimlere ilham veren james ruhuna =)